(-) Font Küçült | (+) Font Büyüt
   


  • Toplam Ziyaretçi Sayısı: 329164
  • Sık Kullanılanlara Ekle
  • Ana Sayfam Yap
  • Bu Sayfayı Yazdır

  • Bookmark and Share

SEÇKİN ŞİİRLERİNDEN

 

yerli yerine
pul koleksiyonları kapanırdı
sen açınca kendini bana
kaç ülkenin başkenti
görünürdü

renklerini soyardı yaşam
siyah beyaz baktıkça fotoğrafın

iyi yanlarını
tartardım bıçağın

sıyırıp atardım gövdesinden sapını
olmasın diye bir daha tutanı

bordo vokal yapardım
akşam iner inmez
rengine masumiyet inen güle

elmadan kestiğim dilimi
yerine koyardım
kumaştan kestiğim
mendili
eksikliğini hissettikçe

sessizliğin çökerdi
bir ıslıkla toplardım
tüm güvercinleri
avluya

evren küçücük ev olurdu
başını sokup gireceğin

YENİ YAZI, MAYIS-HAZİRAN 2010, MUSTAFA ERGİN KILIÇ
ŞİİR DENİLEN CEHENNEM, VEYSEL ÇOLAK, 2010 ŞİİR YILLIĞI
YKY 2010 ŞİİR YILLIĞI, BAKİ AYHAN T.

 

bir koli yumurta
bir örümcek ağına bir ipek kozasına
örüyorum kendimi

her akşam bir file kalp
ağrısıyla dönüyorum eve

her sabah elimde ekmek poşeti
kendini yiyip de bitiremeyen insan telvesi

her gün doğuyor ben batıyorum
taş karıyor taşikardi yüreğim

ben oturunca yeryüzüne
kalkıyor taşlar

bir koli yumurta çift sarılı
hadi kırıklarımızı değiştirelim diyor

güzden yeni geldim
yeşile bulamalıyım elimi
şırıngalamalıyım etine etimi

YASAKMEYVE, KASIM-ARALIK 2010
ŞAİR ŞİİRİN DORUĞUNDA, 2010 ŞİİR YILLIĞI, MUSTAFA FIRAT

 

korkma sev beni
korkma sev beni
at kestanelerinin kırılma sesiyle büyüdüm
muhafazalıyım acıya
aldanma pekmezin rengine ban kendine
bana bana büyüdüm ben kendime

geri dönüyor kilidimde her anahtar
biri otursun diye oymuştum gövdemi
korkma sev beni

hızar seslerinin dibinde orman oldum
siyah beyaz fotoğraftan çıkardım
bu renkli hayatı

şimşek çakımından daha çok şey
kibrit çakımı bana
alevi var bir defa
korkma sev beni

kan oturacağına gel sen otur
gözlerimde diyorum biraz da
kaldır da hayatı
sen çök avurtlarıma

çorap söküğü gibi gelen aşkı ör
körün gözlerinde gör
bir de yaşamayı
korkma sev beni 

ŞİİRİ ÖZLÜYORUM, 2010
EDEBİYAT ORTAMI ŞİİR YILLIĞI 2010, MUSTAFA AYDOĞAN

hangi aşka gitsem yalnızım
bir pazar yeri renkliliği yüzünde
dona çekmiş akşamı çözeceğiz güzünde

yaprağını sev de pazıları şişsin sunturlu ağacın
şekillensin gün doğumunun böğrü güneşle

seni yazarken hüznün içine
koyuyor rüzgar gömleğini

tavlanın içinde kalmaktan mutlanıyor zar
sudan kaçıp balıkçının avuçlarında ölüyor balıklar

yalnızlık eğrisi dudaklarında
kaynatıyor kendini hayal kırıklıkları

saçlarını tuttuğum gün
ay tutuluyor

elma mı çekirdeği
çekirdek mi elmayı büyütüyor!

DİZE, EYLÜL 2009, ŞİİR ŞAİRE BIRAKILAMAZ, ŞİİR YILLIĞI 2009-VEYSEL ÇOLAK

 

lodost
ömrün ömrüme kıvam
devam ömrüme

ah ne gam kumdan
kalelerde taş olarak taşınmam

hangi terazi tarttı bu ahı
hangi terziydi yanlış
yerinden kesen baharı
ben yanlış sen yanlış hayat yanlış
götürdü tek doğru kalan aşkı

insan böcekle kuş arasında
ayazla pervaz
nefretle haz
azla az

bir doğruya eğri gösterdin
kıvrıl esne biraz
kavisteki his
yılandaki gizil dehliz
yol düz büz
biraz kederi
atının şeklini almalı
her seyis

kalbe üflenen ah
kış gördükçe ısınır
nisan bakar mayıs bakar
kıskanır

insan yalnız
ölünce soğumaz
kâh lodost
kâh poyraz

MUSTAFA ERGİN KILIÇ, YKY ŞİİR YILLIĞI 2009, BAKİ AYHAN T., 2003-2010 ŞİİRİ ÖZLÜYORUM ŞİİR SEÇKİSİ

 

en ağır işçi

yeryüzünün en ağır işçisiyim
gözyaşı taşıyorum yanakta

güne varmak için
alnını siliyorum terleyen gecenin

bomboş dünyaya boşluğumu işliyorum
elinden tutuyorum kırılan ışığın

yeryüzünün en ağır işçisiyim
karıncadan öğreniyorum ekmek taşımasını eve

başkasında durdukça taşmasını
yaşamdan ölüm yapmasını kendine

kimsenin tutmadığı ellerimden
kaç kuş besleniyor günde

yeryüzünün en ağır işçisiyim
iki insanın öpüşmesi nasıl bir gürültü bende

çilemiş sabah şakaklarım çile aşkla tek ortak yanım
iğnelerken kendimi bir düğümün orta yerine

ölüyorum kokmayı unutuyor çiçek
sabun köpürmeyi balon uçmayı

sonsuza açıyor sesini avuntu
denizin durgunluğunu dip ediyor uğultusuna kuyu

MUSTAFA ERGİN KILIÇ, PATİKA, TEMMUZ-AĞUSTOS-EYLÜL 2009, ŞAİR DAĞIN DORUĞUNDA, 2009 ŞİİR YILLIĞI, MUSTAFA FIRAT

 

güher çile
her aşk tan akortsuz çıkan kalbim…

erozyonlu kalp
sesine diktiğin fidanlar
ağaç olmuş

hesaba oturdum dün akşam
kapsamın dışındaki alan
heyelan

ev ödevleri gibi öyle bir köşe de
bekliyordun beni
bense kendine çözümsüz

henüz bulunmamıştı yazı
dudakların ipucu ebru sanatı
parmakların suçlu
duruyordu şuramda
bir yokuş figürü
göğü soran kuş!

birbirine yontu iki taş
sızıdır ifadeye kedere cila

akışı bırak iç sesini
suyun dinle

tekerleğin icadı bana
döndüğün güne rastlar

bu kaçıncı kür
gözlerinin banyosunda yıkandım
gür anlama seyrek ormandım

artık anlam arama bende
hecesi gelmeden sözcük
kesmişse kendini

kime yarar ki aşk
giden gövdesiz kalan oyuk
şekilken birbirinin çamuruna
bu soğuk

ıslak iki mühür kağıtsız
nasıl soyunur şimdi birbirine

MUSTAFA ERGİN KILIÇ (DİZE, OCAK 2009)

 

kar altın
dünya bir nar’a sıkılır avuçlarımda…

çağırmak seni sesimde kaos
bir serçe bir albatros
çehren dantel
keserken çehreme

çağırmak seni sesimde kaos
bir serçe bir albatros
her gece bağlanıp
her sabah çözülen
gemiler gibi

çağırmak seni sesimde kaos
bir serçe bir albatros
takalar gibi
her sabah gözlerime park eden
pas eken gözlerime

çağırmak seni sesimde kaos
bir serçe bir albatros
şiir istif eder gövden
budaklar edinirim
seni sevmesem

MUSTAFA ERGİN KILIÇ (ELİZ EBEBİYAT-ŞUBAT 2009)

 

su sözü
yassı bir fikir
az birlik çokça ret
bolca düğme açılmamış ilik
sen fikret
gemisi yanında bir filika
susuz da mutlusun aslında

sonbahara işve
güneş çapak gözüne  
boş bir kasasın kıymık sayımında

varlığı bir çitlembiğe emanet
yağmur matemine kalbindeki darlığı
güneş rumuzlu yastık omuzlu
sesi sazlık
ruhunda boşluk asık
bir avuç çitlenmiş çekirdek
tuzuna deniz anlatan

sen fikret
yer küreye çap’a
firkete teli göğsünde
unuttuğum kuşlar

bir kangal bir çoban bakışlar
bir çengel bir toplu sarılışlar
bir iğne bir taktir salınışlar
bir iğde tozu ağzın ağzımda
bir tül bir perde çekişin akşama

kal diyemem sana
su sözü vermiştin bana!

MUSTAFA ERGİN KILIÇ (PALTO, NİSAN 2009)

 

ç ağla

çağla kalsaydım
kırağı vursaydı ağlasaydım olmasaydım
en yüksek dalında ağacın
kardeşlerimin büyüme nöbetini tutarken
sara nöbetimi unuttum!

güz yapraklarını süpüren saçların
başıboş sokaklar

genç kızlığın belikleri
annenin ilkokulda örüp terk ettiği

ruhundaki uçurumun yüksekliği denizle ölçülür

ben sana üzüm gibi bakmış bulundum
sen bana salkım salkım bakma

ölüm mart gibi gelir kıyılarıma
dalgalarımdan anlamaz martılar

GENÇ ŞAİRLER ANTOLOJİSİ 2007
Mustafa Ergin Kılıç

ömür tarifi

i
bir ip ve ağaç gördü çocuk
salıncak yaptı

bir ip gördü adam ve ağaç
kendini astı

ii
kibrit buldu çocuk ormanda
yalnızca oynadı ateşle

ormanda adam kibrit buldu
tutuşturdu kendini
yandı orman

iii
deniz bir parça kağıt ve kum
gemi yaptı çocuk
güvertesine kum koydu
uğurladı üşüyen ayaklarına yaşamın

kum bir parça kağıt ve deniz
kağıda uzun bir not yazdı adam ağıda
önce kuma gömdü kendini olmadı
yürüdü derinliğine suyun
su yürüdü derinliğine
gömüldü suya
su gömülmek istedi adama

iv
bir uçurum kına çiçeği bir dere çocuk
seslendi su
seslendi suya
akış yaptı sesinden su
mavi bir bakış

bir dere kına çiçeği bir uçurum adam
suya baktı uçuruma
her şey ne kadar da alçaktı
bıraktı dere kendini adama!

v
bir kelebek içindeki ağaçla dertleşen tahta direk
kalan ömrünü verdi çocuk kelebeğe
kuş gönderdi tellere

adam kalan ömrünü istedi kelebeğin!
taş aradı sapanına

DESİBEL’den, 2007 İLE EDEBİYAT DERGİSİ KİTAP YILLIĞI SEÇKİSİ

 

tanrının günahı

diyor
dimağ dolaşık ağ
vücudumda tek kalbim sağ!
yakalamak için balıkları denizi kuruttum
yaşamak için aşkı unuttum

insan kendine cevher
kendine şer
ha

um
boya bayram hediyesi ayakkabı çatlaklarına
peki ya katma değeri makyajın yaraya

hayat bilgisi kitabı kaplığıyla
kaplanmış uçurtma
hangi rüzgar uçurur

ki
hayata en büyük darp
bir çocuğun gözleri
kalbe en büyük harp
bir çocuğun gün aşırı büyüyen sözleri
insana en büyük sarp
kendiyle büyüyen izleri

sana
şiir bağla misinanın ucuna
gömleğinle sar kırık dut dalını

anladım buzlu camı eritmekmiş sevda

AKATALPA 2007/ 2007 ŞİİR YILLIĞI-ŞAİR VUR KENDİNİ (VEYSEL ÇOLAK)

 

calculus*

calculus çalışırdık alabulus bir aşk
türev konusunda sözcükler türetirdim 
şiirin havzasına rilke’den
nietzsche’ye sığınırdın sen
limit konusunda
fonksiyonlarda birleşirdik
hayat parabolik bir eğridir
çocukluktan sonra yalnızlığa eğrilir

ay çekirdeğinde çiçeği görmeyi
sen öğrettin
ay çekirdeğinden güneşe gitmeyi
ben sana mısır püsküllerinden
genç kızlık örmeyi

bu mürekkebi yaş kitabın
yapraklarında dudakların kalmış
parmaklarını ıslayıp çevirirken sayfalarını
aşk bakiyesinde dolu bir kalp

erken kalktın aşktan
yağmur suyuyla demlemiştim çayı bu akşam!
daha kurttan elma çıkaracaktım
solucandan toprak

toplanacaktım sana
telsiz keman acziyle

(*: matematik)

PATİKA SAYI 58- ŞİİR TEKNESİ 2008 ŞİİR YILLIĞI SEÇKİSİ
(AYDIN ŞİMŞEK-ERSAN ERÇELİK)

 

kalp hâli

söküldü gövdem ormandan
bir dalı onarmaya gitti kuşlar
yağmur suyu içtim
bendeki gök bitti

o resme neresinden baktıysam
deniz inceliğinde çöldü
kumlar yer arardı gözlerimde
uçuşurken

soğuğuyla soluğumu yontan
bu rüzgarların
bir beden borcu vardı bana

saçların hâlâ bir tutam bahar
dağılmamayı anlatır poyraza

sesinin bağcıklarını çözen ırmak
uzanır da yaprak sırtına
kürek kemiklerindeki ateş
göğsüne vurur

SONRA EDEBİYAT DERGİSİ 2007- YKY ŞİİR YILLIĞI 2007 (BAKİ AYHAN T.)

Anasayfa | Özgeçmiş | Seçkin Şiirlerinden | Kitapları | Yeni Şiirlerinden | Şiir Ödülleri | Kendi Sesinden Şiirler | Şiir Kitapları Eleştiri Yazıları | Şiir Üstüne İnceleme Yazıları ve Poetik Metinler | Şiirleri Hakkında Söylenenler | Şairler ve Yazarlarla Yaptığı Söyleşiler | Kitapları ve Şiir Poetikası Hakkında Değerlendirmeler | Edebiyat ve Şiir Dosyaları | Mustafa Ergin Kılıç'la Yapılan Söyleşiler | Söyleşi Afişleri | Çeviri Şiirler | Papirüs | Fotoğraf Çalışmaları | Modern Elit Dinamik Şiir Bildirgesi | Türk Şiirinden Seçkiler | Fotoğrafları | Ziyaretçi Defteri | İletişim

Copyright © 2009 MustafaErginKilic.com